31.5.09

en sevdiğim Mr. Özkök Yazısı

İŞTE KÜLTÜR MOZAİĞİ BU

23 Mart 2007

Ertuğrul ÖZKÖK



Erdoğan: İşte adaylık görüşüm


"DÜN akşam Başbakan Tayyip Erdoğan aradı. Bana Cumhurbaşkanlığı ile ilgili görüşlerini anlattı."

Gazetecilik hayatımda, birçok yazıma bu cümlelerle başladım.


Rahmetli Turgut Özal’la hemen her gün konuşurdum.

Keza Demirel, Yılmaz, başlarda Çiller.

Ancak iki siyasetçiyle böyle bir ilişkim olmadı.

Biri, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer.

Öteki, Başbakan Tayyip Erdoğan.

Erdoğan’la, Başbakan olmadan önce çok iyi ilişkimiz vardı.

Cezaevinden çıktıktan sonra bir kere Nazlı Ilıcak’ın evinde, bir kere de kızım Gülümsün ile Ercan’ın evinde buluştuk.

AKP Genel Başkanlığı döneminde de epey konuştuk.

Ancak Başbakan olduktan sonra beni sadece bir kere aradı.

Dolayısıyla onun Cumhurbaşkanlığı konusundaki görüşlerini, "Başbakan dün akşam beni aradı ve şunları söyledi" diye başlayan bir yazıyla anlatamıyorum.

* * *

Ama başkalarının fikirleri hakkında bazı gözlemlerim var.

Bir itirafla başlayayım.

Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili tartışmaları, yazılanları son derece sıkıcı buluyorum.

Hemen, "Memleket meseleleri sana sıkıcı mı geliyor" diye bir düşünceye kapılmayın.

Cumhurbaşkanlığı seçimi elbette çok önemli.

Dahası ben, Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı’nın, sahip olduğu yetkilerden çok daha büyük bir önem taşıdığını düşünüyorum.

Bu konuyu benim gözümde sıkıcı hale getiren, gözlemekte olduğum ikiyüzlülük.

Şuna kesinlikle inanıyorum:

Muhalefet dahil herkes, içinden "Erdoğan inşallah adaylığını koyar ve cumhurbaşkanı seçilir" diye düşünüyor.

Bu konuda hiç kuşkum yok.

Çünkü herkesin bir hesabı var.

Kimi, Erdoğan cumhurbaşkanı olduğu takdirde AKP’nin güç kaybedeceği ve Meclis’e en az dört partinin gireceği hesabını yapıyor.

Kimi, gerginlik çıkmasın diye düşünüyor.

Kimi, Çankaya’ya çıktığı takdirde Erdoğan’ın, seçmen baskısından kurtulacağına ve daha ılımlı bir çizgi izleyeceğine inanıyor.

Gerekçesi ne olursa olsun, herkes kendine özgü bir yöntemle Erdoğan’ı Çankaya’ya itiyor.

Konuştuğum insanların çoğu bu görüşte.

O zaman ben de soruyorum: Böyle düşünüyorsanız niye çıkıp bunu açık açık söylemiyorsunuz?

Çünkü kendi cemaatlerinin buna kızacağını düşünüyorlar.

Diyorum ki, bu siyaset kimseye şeref getirmiyor.

Tam aksine, Türk siyasetinin ahlaki portresini bozuyor.

* * *

Cumhurbaşkanlığı ile ilgili yazıları ve haberleri sıkıcı buluyorum; ama yine de cevabını merak ettiğim bir soru var.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı’nı tartışma sürecini iyi mi, yoksa kötü mü yönetiyor?

Bu konuda birbirine zıt iki tahminim var.

Biri çok iyi yönetiyor.

Çünkü, bu süreç sonunda eğer cumhurbaşkanı olursa, "Söke söke oldu" denecek.

Aday olmazsa, bu defa bunu kamuoyuna karşı etkili bir "mağduriyet" kozuna dönüştürebilecek.

Yani, hapis cezasını kullandığı gibi bunu da lehine çevirecek.

Yani AKP’yi daha da yüksek bir oyla iktidara taşıyacak.

* * *

Karşı kutupta ise şu argüman var.

Aday olmazsa, kamuoyu onun "Güçlü bir lider olmadığını, iktidarı başka güçlerle paylaşmak, hatta havlu atmak zorunda kaldığını"
düşünebilir.

Bu da onun liderlik karizmasını negatif etkileyebilir.

Ancak bunların hepsi tahminden ibaret.

Diyeceğim, Cumhurbaşkanlığı seçimi herkes için Rus ruleti.

O nedenle bu bozuk tabancayla Rus ruleti oynamak yerine, herkes samimi fikrini söylese ve savunsa, tarafların hepsi, en önce de Türk siyasi sistemi yararlı çıkar.

23.5.09

21.5.09

baba ve musa eroğlu


nerede benim muhabbet kasetlerim

benim için nostalji budur: ALAMUT

13.5.09

Değişen siyasi görüş

elveda PDCI- yeniden KBP Eski Günlere Dönülüyor Slogan insanlarına son ermeni özürcülerine, liboşlara, kiboşlara, izmir usulü siyasete, doğuda yaşamadan ahkam kesenlere, kadife pantalonlara, batı hayranlarına, sivil toplumculara, alternatif mecralara son (Mutlu pop müzik günlerimden bir görüntü. Pop müzik dinle dertleri unut. Artık biber gazını deneme amaçlı kullanacağız)

12.5.09

dağınık serisi

insanlar hergün değil, ruh haline göre banyo yapacak,
kınanmayacak
evi dağınık diye arkasından laf edilmeyecek
eve ayakkabıyla girilecek
yatak ve çarşaf kılıfları sezonluk değişecek
istenilen kıyafetle uyunacak- pijama kalkacak
ya da dışarıda da giyilecek
pislik ile dağınıklığın gerçek ayrımı halkımıza öğretilecek.
boş oturmak, birşey yapmamak gibi kavramlar olumlanacak
-içindeki emek ve sacrifice değerleri gözden kaçmayacak
arz ederm


(yaşanılan çeşitli evler)

11.5.09

düyünden



öyle düğün işte yaw katolik matolik
maria elenanın

10.5.09

erkeklerde istenmeyenler (COK YAKINDA)

neleri sevmeyiz.. cok yakinda


7.5.09

En Sevdiğim Şair

THE CURSE
WHO ever guesses, thinks, or dreames he knowes
Who is my mistris, wither by this curse;
His only, and only his purse
May some dull heart to love dispose,
And shee yeeld then to all that are his foes;
May he be scorn’d by one, whom all else scorne,
Forsweare to others, what to her he’hath sworne,
With feare of missing, shame of getting, torne:
Madnesse his sorrow, gout his cramp, may bee
Make, by but thinking, who hath made him such:
And may he feele no touch
Of conscience, but of fame, and bee
Anguish’d, not that’twas sinne, but that’twas shee:
In early and long scarcenesse may he rot,
For land which had been his, if he had not
Himselfe incestuously an heire begot:
May he dreame Treason, and beleeve, that hee
Meant to performe it, and confesses and die,
And no record tell why:
His sonnes, which none of his may bee,
Inherite nothing but his infamie:
Or may he so long Parasites have fed,
That he would faille be theirs, whom he hath bred,
And at the last be circumcised for bread:
The venom of all stepdames, gamsters gall,
What Tyrans, and their subjects interwish,
What Plants, Myne, Beasts, Foule, Fish,
Can contribute, all ill which all
Prophets, or Poets spake; And all which shall
Be annex’d in schedules unto this by mee,
Fall on that man; For if it be a shee
Nature beforehand hath out-cursed mee.

JOHN DONNE

5.5.09

HABER I




PASTANIN KENARINDAN KESTİLER: Savcının uyarısı üzerine üzerinde Türk ve Alman bayrakları bulunan pastanın sadece kenarlarından küçük birer dilim alındıktan sonra pasta otel mutfağında alttan kesildi.
Hukukçular Ne Diyor?
Savcı: Şık davranış değil

Pasta Krizi

Türk-Alman dostluk töreni için hazırlanan bayraklı pasta olay oldu. Başsavcının uyarısı üzerine pasta alttan kesildi.

Erzurum'da Alman Büyükelçi Born tarafından işadamı Yılmaz Kuşkay'a fahri konsolosluk beratının verildiği törene Türk ve Alman bayraklı pasta damgasını vurdu.

"BAYRAĞIN KESİLMESİ ETİK OLMAZ" MESAJI
Pastanın Türk bayraklı kısmını kesmeye hazırlanan işadamı Yılmaz Kuşkay'a, töreni izleyen Erzurum Başsavcısı Kadir Yılmaz "Bayrağın kesilmesi etik olmaz" mesajı gönderdi.

BAYRAKLI BÖLÜME DOKUNMADAN SERVİS
Kuşkay bunun üzerine bayraklı kısma dokunmadan yandan bir parça kesip pastayı servis için içeri yolladı. Görevliler de alttaki bölümden parçaları konuklara ikram etti.


Bayraklı pasta krizi

Erzurum'da Türk-Alman dostluk töreni için hazırlanan bayraklı pastanın kesilmesi kriz yarattı. Savcının uyarısı üzerine pasta alttan kesilerek dağıtıldı.

Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Wolf-Ruthart Born tarafından, Erzurumlu İşadamı Yılmaz Kuşkay'a fahri konsolosluk beratının verildiği törende Türkiye ve Almanya bayraklı pasta krizi yaşandı. Türk ve Alman bayrağının yer aldığı pastanın kesimi sırasında Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Kadir Yılmaz, koruması aracılığıyla haber gönderince pasta alt bölümünden kesilerek, konuklara ikram edildi. Büyükelçi Born, alt bölümü kesilerek ikram edilen pastadan yerken, Başsavcı Kadir Yılmaz yememeyi tercih etti.

Dostluk Konuşmaları
Pasta krizinin yaşandığı törende Büyükelçi Born tarafından, Kuşkay'a fahri konsolosluk beratı verildi. Erzurum Polat Renaıssance Otel'de düzenlenen törene Ankara Ticaret Odası Başkanı Zafer Çağlayan, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu, Erzurum Vali Yardımcısı Aslan Karanfil, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler, Cumhuriyet Başsavcısı Kadir Yılmaz ve çok sayıda sivil toplum örgütü yetkilisi katıldı. İlk konuşmayı yapan Born, Kuşkay'ın çok yönlü bir kişiliğinin bulunduğunu belirterek, 2 yıllık araştırmanın ardından Kuşkay'a fahri konsolosluk beratı verilmesinin kararlaştırıldığını söyledi. Kuşkay'a, fahri konsolosluk beratının yanında Almanya Cumhurbaşkanlığı'nca onaylanan ayrı bir berat daha verildiğini ifade eden Born, "Kuşkay'ın çok yönlü kişiliğiyle Türk-Alman ilişkilerine en iyi hizmeti yapacağını düşünüyorum'' dedi. Kuşkay ise, Türkiye ile Almanya'nın tarihin her döneminde dost iki ülke olduğunu belirtti. Daha sonra Kuşkay'a fahri konsolosluk beratı verildi.

Pasta Masaya Geldi
Törenin sonunda otel yönetimi tarafından bir jest yapılarak bir tarafında Türkiye, diğer tarafından Almanya bayrağı bulunan pasta getirildi. Büyükelçi Born, Almanya bayrağının olduğu bölümü keserken, salonda bulunan Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Kadir Yılmaz, koruması aracılığıyla Fahri Konsolos Kuşkay'a haber göndererek, üzerinde bayrak bulunan pastanın kesilmesinin yanlış olduğunu iletti. Kenar bölümünden birer parça kesilen pasta otelin mutfağına götürülerek alt bölümü kesildi ve ikram edildi. Kuşkay yaşananları şöyle anlattı: "Türk ve Almanya bayraklı pasta, otel yönetiminin fikriydi. Törenin sonuna doğru pasta geldi ve masanın üzerine konuldu. Ben böyle bayraklı bir pasta geleceğini biliyordum. Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Wolf-Ruthart Born 'Ben pastanın Almanya bayrağı, siz Türk bayrağı olan bölümünü kesersiniz' dedi. Büyükelçi Born tam pastanın Alman bayraklı bölümünü kesiyordu ki, bir kişi yanımıza gelerek Başsavcı Kadir Bey'in bu duruma tepkisi olduğunu söyledi. Çok şaşırdık, duraksadık. Sonra pastanın kenar bölümünden bir parça kestik. Daha sonra pasta otelin mutfağına götürülerek alt bölümü kesildi ve konuklara ikram edildi."


HABER II

Bu pastayı kesemem Türkiye’yi bölemem!

Bolu Valisi, Cumhuriyet'in 78. yıldönümü resepsiyonunda önüne getirilen Türkiye şeklindeki pastayı kesmeyip geri gönderdi

FIRAT KESKİNKILIÇ DHA

Abant Palace Otel'de verilen resepsiyonda ortasında Atatürk fotoğrafı da bulunan pastayı kesmeyi reddeden Bolu Valisi Mehmet Ali Türker, "Görüntüsü çok güzel olmuş. Emeği geçenlere teşekkür ederim. Ancak, Türkiye haritası içinde Atatürk'ün fotoğrafının da bulunduğu pastayı kesemem. Vatanımı bölemem" dedi.
Salona ışıklar söndürüldükten sonra mumlar eşliğinde getirilen 15 kiloluk pasta, tam 15 günde yapılmıştı ancak pastayı yemek kimseye nasip olmadı.

Alkışladılar...
Davetliler Türker'in sözlerini alkışlarken, otel aşçısının yaptığı pasta yine mumlar eşliğinde mutfağa götürüldü.

4.5.09

Bu yazın şarkısını seçtim




5 seneden sonra ilk defa güzel bir kaset çıkardım.

Herkesin illallah dediği bir klişeyi albüme alma cesareti gösterip klişelikten çıkardım. Şu ana kadar dinlediğiniz en güzel Dağlar Dağlar olacak. Bu yaratıcı ve protest tavrımın emarelerini daha önceden Akdeniz Akşamlarından biliyorsunuz. Umuyorum plaj gitaristleri ve cover rakçıları artık repertuvarlarında değişikliğe gitsin. Bir sonraki albümümde Nothing else matters ya da Güllerin İçinden'i okuyacağım.

Kim çeker seni ye klip çekebilirim. Böyle düzenlemeleri duymayalı uzun zaman oldu. Artık plaj değil havuzbaşı parcalarına ihtiyaç var. dinleyici kitlem havuzu daha çok seviyor.

Bu şarkıyı çok sevgili Ustam Deren Turan istediği için albümüme aldım. Senelerdir bekliyorum senden abey dedi. Onun bir sözü vardır, benim sözüm senet diye: işte şimdi ben dediğimi derim, demediğimi demem. eğer biri benim demediğimi dedim derse ...ayıp olur. söz vermiştik oldu.
SÖZ:


2.5.09

desteklediğim bazı melih gökçek projeleri















semazen heykeli ve uçak otel projesini çok tutuyordum.
Engellenmesi çok büyük bir hata. Özellikle de uçak otel favorimdi.














Artık gına geldi minimal, steril, sıkıcı, klasik yapılardan.
Birinin buna dur demesi gerek.

1.5.09

Çok Saçlı Adamla Neden-Sonuç İlişkisi


(vayy helal abime, nası da çözmüş olayı kafasında)

kişinin kendine yararı dokunan bir kişi veya bir kurum hakkında ileri geri konuşması.. bir de bunun arkadan konuşularak yapılanı vardır ki, üfff amma çirkin ha..